Prostat kanseri yurdumuzda da Avrupa ve Amerikada olduğu gibi sık görülen bir hastalıkdır. Sıklık açısından akciğer kanserinden sonra gelmektedir. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada Türkiyede görülme sıklığı ortalama 100000 de 35 olarak bulunmuştur. İstanbulda 100 000 de 43 Erzurumda 100000 de 19.4 olarak saptanmıştır..İnsidans dediğimiz hastalığın görülme sıklığı ülkelere göre , ırk ve etnik gruplara göre de farklılık gösterebilmektedir.
Amerikada bu oran zenciler için 100000 de 149, beyazlar için 100000 de 107 ve uzak doğu kökenliler içi 100000de 39 olarak bulunmuştur.
Turkiye oranları Avrupa ortalamaları düzeyindedir.
Prostat kanseri maalesef hiçbir belirti vermeden görülebilmektedir. Genelliklede idrar problemleri olan hastaların bu şikayetlrinin incelenmesi sırasında tespit edilmektedir.Bizim önerimiz 50 yaşından itibaren her yıl düzenli kontrol yapılmasıdır. Baba,amca,kardeş gibi yakın akrabalarda prostat kanseri hastası varsa 40 yaşından itibaren bu kontrolleri başlatıyoruz.Çünki ailede prostat kanseri varsa diğer erkeklerde bu risk 2 ila 5 misli artmaktadır.
Dikkat edilmesi gereken en önemli konu düzenli kontrollerdir.İkinci yapılabilecek şey ise yağlı beslenme rejimlerinden,özelliklede hayvan kaynaklı yağlardan kaçınılmasıdır.
Prostat kanseri tarama protokolleri dediğimiz yukarda bahsettiğim kontrollere uyulması durumunda sıklıkla prostat içine sınırlı iken yakalanabilmektedir. Önceden vakaların çoğu metastaz yapmış halde görülürken son yıllarda daha erken ve mutlak tedavi edilebilir halde görülme oranı artmıştır
Tedavide cerrahi tedavi ve radyasyon tedavileri uygulanmaktadır.
Radyasyon uygulamarı da etkili tedavi yöntemleridir ve uygun hasta seçimi gerektirmektedir.Bazı hastalarda tümörün yayılma derecesine göre cerrahi uygulamaları ile birlikte vermek gerekebilmektedir. 10 yıl ve sonrası düşünüldüğünde cerrahi uygulamalar daha etkin olarak görülmektedir.
Prof. Dr. Faruk ÖZCAN
Üroloji Uzmanı